Cevapla 
 
Derecelendir
  • 1 Oylar - 5 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
KURAN-I KERİM FAZİLETİ-CÜZ-cüz SESLİ OKUNUŞU-KUR-AN SAYFASI VE MEALİ-DİNLE İNDİR-MP3
08-31-2010, 03:31 PM
Mesaj: #21
RE: KURAN-I KERİM FAZİLETİ-CÜZ-cüz SESLİ OKUNUŞU-KUR-AN SAYFASI VE MEALİ-DİNLE İNDİR-MP3
[Resim: kuran-c1.jpg]


Kategori: Kurân ve Tecvîd

Kurân-ı Kerîm, Allah-u Teala'nın kelâmıdır. Sevdiğimiz ve arzu ettiğimiz Zât'ın buyurduğu sözlerdir. Biraz sevginin tadını tatmış olanlar, sevilen kişinin (mâşuğun) mektubu, konuşması ve yazdıklarının gönün vermiş birinin (âşığın) yanında ne kadar değeri olduğunu bilirler. Kurân-ı Kerîm, hem Sevgili'nin hem de mutlak Hüküm Sahibi'nin kelâmıdır. Bu yüzden, Kurân-ı Kerîm karşı bu iki yönlü edepleri birleştirerek davranmalıyız. Kurân-ı Kerîm'i okuyacak kimsenin okuma sırasında okuma âdâbına tam olarak riayet etmesi gerekir. Bunların belli başlıcaları, şunlardır;
A. Zâhirî Edepler

1. Dişleri misvakla temizleyip abdest aldıktan sonra tenhâ bir yerde Kıble'ye dönerek güzel bir elbise giyip tevâzû ile oturmalıdır.
2. Kurân-ı Kerîm'i "Eûzü Besmele" çekerek okumaya başlamalıdır.
3. Eğer maksadı Kurân-ı Kerîm'i ezberlemek değilse (hâfızlık yapmıyorsa), okurken tane tane okumalıdır.
4. Kurân-ı Kerîm okurken ağlamaktır. Ağlayamazsa, ağlar gibi bir hâlde bulunmaktır.
5. Rahmet ayetleri gelince rhmet ve af dilemeli, azap ayetleri gelince Allah-u Teala'ya sığınmalıdır. Çünkü O'ndan başka kurtarıcı yoktur.
6. Eğer gösteriş ihtimâli veya başka bir Müslüman'a zahmet ve eziyet verme endişesi varsa, sessiz okumalıdır; yoksa sesli okumak efdâldir.
7. Kurân-ı Kerîm'i güzel sesle ve tecvid kurallarına uyarak okumak, müstehaptır. Bir hadis-i şerifte şöyle buyurulmuştur; «Her şeyin bir süsü vardır. Kurân'ın süsü de güzel sestir.» Fakat TECVİDE AYKIRI şekilde ses yükseltip alçalmalar ve NAĞME YAPMALAR câiz değildir. Böyle bir hata ile okuyan kimseye YUMUŞAK BİR ÜSLUPLA DOĞRUSUNU BİLDİRMEK, işiten bir kimse için bir borçtur. Ancak bu yüzden aralarında bir kin doğacak olursa, uyarma terk edilmelidir.
8. Kurân-ı Kerîm'i namaz dışında Mushaf'a bakarak (yüzünden, ezbere olmadan) okumak, ezber okumaktan daha faziletlidir. Çünkü böyle yapmakla okuma ibâdeti ile Mushaf'a bakma ibadeti toplanmış olur. Hadis-i Şerîf'te buyrulmuştur ki; «Ümmetimin ibâdetinin efdâli, Mushaf'a bakarak Kurân okumaktır.»
9. Kurân-ı Kerîm okurken esneme gerçekleşirse, Mushaf'ı kapatıp okumayı durdurmalıdır.
10. Kurân-ı Kerîm okurken her âyet-i kerîmeyi tamamlamadan durmamalıdır.
11. Kurân-ı Kerîm'i ayda bir defa hatmetmek iyidir. Senede bir, 40 günde bir, haftada bir hatmedilmesini tercih edenler de vardır. 3 günden az bir zamanda hatmedilmesi, uygun görülmemiştir. Çünkü böyle az bir zaman içinde Kurân-ı Kerîm'in manalarını düşünmek mümkün olmaz. Tecvidi bile gözetilemez.
12. Kurân-ı Kerîm'i dinlemek, bir farz-ı kifâyedir. Bununla beraber, başka bir işle uğraşmakta olan kimselerin yanında Kurân ayetlerinin sesli okunması, uygun değildir. Bu durumda Kurân-ı Kerîm'i dinlemeyenler değil, okuyanlar günâh işlemiş olur.
13. Her Müslümana namazı câiz olacak kadar Kurân-ı Kerîm'den ezberlemek, farz-ı ayn'dır. Fatiha Suresi ile diğer bir sûreyi ezber etmek de vâciptir. Bununla farz da yerine getirilmiş olur. Kurân-ı Kerîm'in diğer kısımlarını ezberlemek de Müslümanlar için bir farz-ı kifâyedir.
14. Kurân-ı Kerîm'i okumak, nafile ibâdetten; âşikâre okumak, gizli okumatan ve dinlemek de okumaktan daha faziletlidir. Yeter ki gösteriş olmasın.
15. Bir kimse, yürürken ve bir iş görürken Kurân-ı Kerîm'i okuyabilir. Yeter ki bu durum, Kurân'ın gafletle okunmasına sebebiyet vermiş olmasın.
16. Namaz kılınması mekruh olan vakitlerde dua etmek, tesbihte bulunmak ve Resulullah (S.A.V.)'a salât ve selâm getirmekle meşgul olmak, Kurân-ı Kerîm'i okumaktan daha faziletlidir.
17. Kurân-ı Kerîm'i okuyup öğrenmiş olan kimse, sonra Kitap'tan okuyamayacak derecede unutacak olsa, günâhkâr olur. Nitekim, hâdis-i şerîfte şöyle buyrulmuştur: «Ümmetimin günahları, bana arz olundu. Kurân'dan bir âyeti veya bir sûreyi öğrenip okuduktan sonra unutmaktan daha büyük bir günah görmedim.»
18. Kurân-ı Kerîm'i okumak, bir ibâdet olduğu gibi başkasına da öğretmek, pek büyük bir ibâdettir. Bir hadis-i şerîfte şöyle buyrulmuştur; «Sizin en hayırlınız, Kurân'ı öğrenip başkalarına da öğreteninizdir.»
19. İmam-ı Gazali'ye göre, tam manada Kurân okumuş olmak için üç şeyin beraberlik içinde olması lâzımdır. Bu üç şey, "Ağız", "Akıl" ve "Kalp"tir. Ona göre ağzın görevi, ağır ağır ve doğru olarak harfleri çıkarmak, aklın görevi, manayı düşünüp anlamak, kalbin görevi ise bu manalardan gereken dersleri ve tesirleri anlamaktır. Bir başka deyişle; Ağız, okuyacak; akıl, tercüme edip anlaşılır hâle getirecek; kalp de kişinin o manaların gösterdiği yöne yönelmesini sağlamış olacaktır.

Bâtınî Edepler

1. «Bu ne yüce kelâmdır.» diye Kurân-ı Kerîm'in azametini kalbe yerleştirmek.
2. Bu kelâmın sahibi olan Allah-u Teala'nın yüce şânını, üstünlüğünü ve büyüklüğünü kalpte bulundurmak.
3. Kalbi vesvese ve nefsânî düşüncelerden temiz tutmak.
4. Manalarını düşünmek ve LEZZET ALARAK okumak. Arapça bilmeyenlerin herhalde bu konuda yapacakları şey, kendi dillerine göre yapılmış tercüme ve tefsirlerden yararlanmaktır. Hz. Ali'nin bir sözü şöyledir; «Kendisinde anlayış ve idrâkin bulunmadığı hiç bir ibadette ve yine kendisinde düşüncenin (tefekkürün) olmadığı hiçbir Kurân okumada hayır yoktur.»
5. Gönlünü okuduğu âyetlere vermek. Mesela, dilinde rahmet ayeti varsa; Kalp, sevinçle dolup taşmalı; azap ayetleri okurken kalp, sarsılmalıdır.
6. Kurân-ı Kerîm okuyan, sanki Allah-u Teala'nın kendisine hitabını duyuyormuş gibi okuduğuna kulak vermelidir.
7. Kurân-ı Kerîm, maddî ve mânevî, bedenî ve kalbî bütün hastalıkların şifâsıdır. Nitekim, «Kurân, devâdır.» hadis-i şerîfi de bunu bildirmektedir. Artık her Müslüman için gerekmez mi ki, Kurân-ı Kerîm'i bellesin, onu okumakla şereflensin, bir çok sevaplara kavuşsun.[1]

Kaynaklar

[1] M. İsmail Fındıklı, "İlim Ehli İçin Temel Dualar", Yasin Yayınevi, Nisan 2007, II. Baskı, s. 141-144.


[Resim: 39hat.jpg]



KURAN-I KERİM SESLİ VE GÖRSEL OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ



[Resim: 2005763785918264019_rs.jpg&t=1]


KURAN-I KERİM TÜRKÇE MEALİNİ DİNLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ
[b]Ankebut 46 - Ahzab 30 21.CÜZ[/b]

http://www.lokmanhekimimiz.com
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla

 

09-01-2010, 12:33 PM
Mesaj: #22
RE: KURAN-I KERİM FAZİLETİ-CÜZ-cüz SESLİ OKUNUŞU-KUR-AN SAYFASI VE MEALİ-DİNLE İNDİR-MP3
[Resim: gokler.jpg]


Bizden İstenen, Kur’an Okumak mı? Kur’an’ı “Okumak” mı? Sorunun cevabına geçmeden önce bahis mevzuu olan Kur’an-ı Kerim’den kısaca bahsetmek istiyorum. Kelime anlamı “okumak ve okunan şey” olarak karşılık bulan Kur’an, özel anlamı itibariyle, ilahi kitapların sonuncusu olarak Hz. Muhammed (sav)’e indirilen mukaddes metindir. Kur’an-ı Kerim’in bizatihi ayetlerde geçen diğer isimleri ise şöyledir: Kitab, Furkan, Zikr, Rûh, Şifâ, Nûr, Mecîd, Kelâmullah, Hablullah, Kerîm, Mübîn, Mübârek, Rahmet. “Mushaf” ise Kur’an-ı Kerim’in harflerle yazıya dökülmüş şekline verilen isimdir. Kur’an-ı Kerim’in Değeri Böylesine farklı isimleri olan bu mukaddes kitabın Allah katındaki değerinden de kısaca bahsetmek isterim. Bir âyette şöyle buyrulur: “Ey insanlar! Andolsun ki, (bu Kur’an) Rabbinizden size bir öğüt, gönüllerinizdeki sıkıntılara bir şifadır. Ve o aynı zamanda mü’minler için bir hidayet rehberi ve bir rahmettir.” (Yunus, 10/57) Hz. Peygamber (sav) ise şöyle buyurmaktadır: “Kur’an, Allah Teala’ya, göklerden, yerlerden ve bunların içinde bulunanlardan daha sevimlidir.” (Darimî, Fedailu’l-Kur’an) Kur’an-ı Kerim böylesine değerli, böylesine hidayet ve rahmet vesilesi iken, nasıl oluyor da bazı insanlar onun şifasından, rahmetinden istifade ediyor da, bazıları rahatsızlık duyabiliyor? Önce konuya işaret eden bir âyete kulak verelim isterseniz… “Biz Kur’an’dan, müminler için bir şifa ve rahmet kaynağı olacak ayetler indiriyoruz. Bununla beraber bu Kur’an, zalimlerin ancak hüsranını artırmaktadır.” (İsra, 17/82) Kanaatimizce ayeti anlamamıza en çok yardımcı olacak izahlardan birini Hz. Mevlana, şu anlamlı misali vererek yapmaktadır. Konuyla ilgili olarak şöyle der, gönül dünyamızın müstesna misafiri: “Nisan yağmurları yağdığında bir yağmur damlasını ağzını açarak yakalayan balık, o damlayı alarak suyun derinliklerine gider. Bir süre sonra o bir damlacık yağmur, balığın karnında bir inci tanesine dönüşür. Aynı yağmur damlasını, yılan da ağzını açarak bekler ve bir damla sudan o da istifade eder. Lakin, o bir damla su, bir müddet sonra yılanın ağzında en kuvvetli zehirlerden birine dönüşür. Yağan yağmur aynı yağmurdur fakat netice itibariyle o, birinde inci, birinde ise zehir olur. İşte Allah’ın âyetleri de böyledir. Onlar sadece ve sadece rahmettir. Ancak mü’minlere şifa olan bu âyetler, zâlimler için bir sıkıntıdır, bir hüsrandır…”
Kur’an-ı Kerim’i Öğrenmek ve Öğretmenin Önemi Gâye bir metni “okumak” olunca, tabiatiyle önce okumayı öğrenmek gerekecektir. Kur’an okumayı öğrenmek ve öğretmek ise başlıbaşına önem arzeden ve Müslümanlar tarafından da önemsenmesi icab eden bir konudur. Bu mevzuda, öncelikle birkaç hadis-i şerifi burada zikretmemiz gerekir. “Sizin en hayırlınız Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhari, Fedailu’l-Kur’an) Bu hadisle bağlantılı olması bakımından bir İslam büyüğünün, Tâbiûn’un önde gelen simalarından biri olan ve kırk yılı aşkın bir süre insanlara Kur’an okumasını öğreten Ebu Abdurrahman es-Sülemî’yi de burada zikretmek istiyoruz. Yukarıdaki hadisi zikrettikten sonra şöyle demişti: “Beni (insanlara Kur’an öğretmek üzere) şu bulunduğum yerde oturtan işte bu hadistir.” “Şu Kur’an’ı öğreniniz. Şüphesiz onu okumakla her harfine bedel olarak on sevap ile mükafaat alırsınız.” (Tirmizî, Fedailu’l-Kur’an) Şimdi yazımızın asıl konusu olan, “Kur’an okumak mı? Yoksa Kur’an’ı “okumak” mı?” sorusunun cevabını vermeye çalışalım. Şüphesiz ki herhangi bir metni okuyabilmek için önce onun okuma dilini bilmek gerekecektir ki, biz bundan önceki satırlarda Kur’an’ın değerinden ve onu okuyabilmeyi öğrenmenin öneminden bahseden bilgilere yer vererek, konuya yeterince vurgu yaptığımızı söyleyebiliriz. Ancak hemen belirtelim ki, bizden istenen Kur’an okumak’tan öte, Kur’an’ı “okumak”tır. Şöyle düşünelim. Bâzen insanlar konuşmaları esnasında birbirlerine, “Bu manzarayı iyi okumak gerek.” derler. Ya da bir uzman, konusuyla ilgili açıklamalarda bulunurken, “Bu tabloyu iyi okumak gerekiyor.” der. Burada “okumak” ifadesiyle dikkat çekilen şey, kişinin karşı karşıya olduğu durumu, muhatabı olduğu meseleyi iyi kavrayabilmek için önemsemesini, duygu ve düşünce yoğunluğu içinde anlamaya konsantre olmasını sağlamaktır. İşte biz mü’minlerden istenen de budur, diyebiliriz. Allah-u Teâlâ, âyetlerin muhatabı olan bizlerden, onları iyi okumamızı, anlamamızı beklemektedir. Nitekim konuyla ilgili bir ayette, “Kur’an’ı ağır ağır, tane tane oku.” (Müzzemmil, 73/4) buyrularak bu konsantrasyonu elde edebilmek için, ağır ağır okuma anlamına gelen “tertîl” üzere okumamız istenmektedir. Yine bizden istenen, ayetler üzerinde düşünmemiz ve onları anlamaya çalışmamızdır. Şu ayet de buna işaret etmektedir: “Allah, düşünüp anlasınlar diye ayetlerini insanlara açıklayıp durmaktadır.” (Bakara, 2/221) Bazen anlamak için okumak yanında okunanı dinlemek de yeterli olabilir. Nitekim okunan Kur’an’ın dinlenilmesi hususunda tavsiye açık ve nettir: “Kur’an okunduğu zaman ona kulak verip dinleyin ve susun ki, rahmet-i ilahiyeye nail olasınız.”Kaynakwh: Kur'an-ı Kerim ve Biz
Gerek okurken, gerek dinlerken bu duygu yoğunluğu yok ise, bir başka ifadeyle Kur’an, huşu’ içinde okunmuyor ve dinlenmiyorsa, bu faaliyetten, istenen netice alınamayacaktır diyebiliriz. Hz. Peygamber (sav) bir hadisinde şöyle buyurarak, Kur’an’ı okurken sahip olmamız gereken hâlet-i rûhiyemizin biçimini açık bir ifadeyle ortaya koymaktadır: “Kalpleriniz Kur’an üzerinde birleştiği sürece Kur’an’ı okumaya devam ediniz. Kalben ayrılık hissettiğiniz zaman ise okumayı bırakınız.” (Buhari, Fedailu’l-Kur’an) Bu hadis bizlere, Kur’an’ı hem kalp huzuru, hem zihin uyanıklığı, hem dikkatle hem de istekle okumamız gerektiğini öğretmektedir. Bu huzurdan bizi uzaklaştıracak, hızlı ve daha fazla okuma anlayışının ise uygun görülmediğini burada eklemeliyiz. Bir defasında, “Üç günden az bir zamanda Kur’an’ı hatmeden kişi, ne okuduğunu anlamış değildir.” (Ebu Davud, Kıraat) diyerek ashabını uyaran Resûl-i Ekrem’in Kur’an’ı nasıl okuduğunu gelin Hz. Aişe (ra) validemizden dinleyelim: “Bir gecede hatim yaptığını söylediğiniz kimseler, Kur’an okuduklarını söyleseler de gerçek anlamda onlar Kur’an’ı okumuş değillerdir. Bazı geceler Rasûlullah ile beraber bütün bir geceyi uyanık geçirdiğim olurdu. Ancak o bir gece boyunca sadece Bakara, Âl-i İmran ve Nisa surelerini okurdu. Ancak Rasûlullah, müjde ayetlerini okuduğu zaman dualar edip niyazda bulunur, azap ayetleri geldiği zaman ise Allah’a sığınır, iltica ederdi.” (Ahmed b. Hanbel, VI, 92) Görüldüğü üzere, Hz. Peygamber (sav), Kur’an’ı tane tane, ağır ağır telaffuz ederek okur, manasını anlayarak ve içine sindirerek üzerinde tefekkür eder ve bu hâlet-i rûhiye içinde Kur’an’la, kalbini ve zihnini bütünleştirmiş bir halde ibadet ederdi. Kelimenin tam anlamıyla, O (sav), Rabbinden gelen ayetleri “okumakta” ve bunların kendisine neler telkin ettiğini anlamaya gayret etmekte ve bunları benliğine sindirmeye çalışmaktadır. Böylece O (sav), her konuda olduğu gibi, bu hususta da ümmetine “en güzel örnek” olmaktadır. Ne dersiniz, bizim Kur’an okuyuşlarımızla, sevgili Peygamberimiz (sav)’in Kur’an’ı okuması birbirine ne kadar benziyor?
2006 - Haziran
YENİ DÜNYA DERGİSİ
Kaynakwh: Kur'an-ı Kerim ve Biz

[Resim: bismibg9gl2.jpg]



sesli ve görsel KURAN-I KERİM DİNLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ




[Resim: kolinga78_56_Kucuk.jpg]





KURAN-I KERİM TÜRKÇE MEALİ İÇİN TIKLAYINIZ[/url]

Ahzab 31 - Yasin 27 22 .CÜZ

http://www.lokmanhekimimiz.com
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
09-02-2010, 01:35 AM
Mesaj: #23
RE: KURAN-I KERİM FAZİLETİ-CÜZ-cüz SESLİ OKUNUŞU-KUR-AN SAYFASI VE MEALİ-DİNLE İNDİR-MP3
[Resim: 97489744mc9.jpg]



[Resim: besmele.gif]




KURAN-I KERİM SESLİ VE GÖRSEL OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ


[Resim: 5a767b1520.jpg&t=1]


Kur’an-ı Kerim’de İnsana Dair




İnsanı seven, onu varlık aleminin gözbebeği olarak yaratan Allah Tealâ, insanı dünya denen bu imtihan meydanında yalnız bırakmamış ve onu peygamberler ve vahiyle desteklemiştir İnsanın kendisini, kainatı ve hadiseleri okuyup anlaması ancak vahyin kılavuzluğuyla verimli olabilecektir İnsanın, vahyin bu kılavuzluğundan yararlanabilmesi ise belli şartlara bağlanmıştır Bunların başında, kişinin Allah (cc) karşısında sorumluluğunun bilincinde olup O’ndan sakınması anlamına gelen takva gelmektedir

İlk sûresinde dua eden insandan, son sûresinde sığınan insana kadar Kur’an-ı Kerim’in baştan sona kadar en genel anlamda konusu; insandır Mü’min, muttaki, müslim, kafir, müşrik, münafık vs sıfatlarıyla beraber söz konusu edilen insanın dışında, Kur’an’da insan kelimesinin üç yüzün üzerinde ayette geçtiğini görmekteyiz İnsanın nasıl tanıtıldığı sorusuna bu ayetlerde şu şekilde cevap verilmektedir:


İnsan nasıl bir varlıktır?



Kur’an'a göre insan acelecidir; sabırsızdır; çabuk şikayet eder Nankör, mala ve menfaatine düşkündür Minnet duygusundan tamamen uzak olan insan, bağımsızlık dürtüsünün etkisiyle kendisini Tanrı yerine koyabilmektedir Ancak, yine Kur’an'a göre insan, yaratıkların birçoğundan üstün kılınmış, yaratılış amacı gereği bir takım özellikler de kendisine verilmiştir Öncelikle insanın Yaratıcı'dan bir mesaj alabilmeye layık görülmesi, yani vahye muhatap kılınması, kendisine verilen üstünlüğün ve değerin bir göstergesidir

Kur’an'da çoğu ayet, insanın ruh durumunu ve Allah'la olan ilişkisini anlatır İnsanın yapısı, kötüye, iyiye eğilimli ve zihni yeteneklerle donatılmıştır Kur’an, insanı eğitirken prensip, gaye ve metodlarını bu yapıya göre ayarlamakta ve temellendirmektedir Kur’an her insanın yaratılışta bir 'fıtrat'ı (arzuları, kabiliyetleri, ihtiyaçları, zaafları) olduğunu ve bu fıtrat üzere yaratıldığını bildirir Kur’an, toplumun huzurunu ve disiplinini sağlamak için koyduğu kurallarda insan psikolojisini ve biyolojik varlığını daima göz önünde bulundurur ve insana mutlaka alternatifler sunar Akıl, insan doğasına uygun bir tebliğ ve terbiye sayesinde kötülüğü bırakır ve iyiliğe yönelir

Kur’an, Rûm suresi 30 ayette "Sen yüzünü hanif olarak dine, yani Allah insanları hangi fıtrat üzere yaratmış ise o fıtrata çevir Allah'ın yaradışında değişme yoktur İşte dosdoğru din budur Fakat insanların çoğu bilmezler" [30:30]şeklindeki ifade ile, dini anlarken ve anlatırken tutulması gereken en doğru yolun, insanın yaradılışında var olan değerlere yönelmek olduğunu ve insan doğasının özelliklerini araştırmanın gerekliliğine de işaret ediyor

İnsan beden ve ruhtan oluşmuş bir bütündür



Yaratılışında belli bir oluşum ve tekamülden geçirilen insan, dünya hayatı içersinde de gerek bedensel, gerekse ruhsal olarak, birtakım gelişim safhalarından geçer Kur’an'da ayetlerin çoğunun insanın ruhsal hallerini ve Rabbiyle olan ilgilerini dile getiren ayetler olduğunu söylemek mümkündür Kur’an, insanı insan olarak ele almaktadır Kafasıyla, kalbiyle, duygularıyla, zaaflarıyla, kıskançlıklarıyla ve bütün yönleriyle ele almakta ve onun derinliklerine nüfuz etmektedir Kur’an'ın insana bakışı, insanı değerlendirişi kapsamlı, birleştirici, dengeli ve mutedil bir bakıştır

İnsanın davranışları, ruhsal özellikleri ve bunun dışa yansımaları açısından bakıldığında, Kur’an'da her türlü insanı bulmak mümkündür Ayetlere göre, darda Allah'ı hatırlayıp, genişlikte şımarıp unutanlar, inkarcıların ruh halleri, bir tehlike karşısında korkanlar, ikiyüzlülerin davranışları, ihtiyarlıktaki davranış bozuklukları, heyecan, öfke ve pişmanlık sırasında insanda fizyolojik değişiklikler görülebilir Kur’an'ın ifadelerine göre, insan istikrarsız, değişken, zayıf, hırslı ve huysuz tabiata sahiptir Allah insanın yükünü hafifletmek ister, çünkü insan zayıf yaratılmıştır Yine Kur’an'a göre insan acelecidir Sabırsızdır, çabuk şikayet eder Nankör, mala ve menfaatine düşkündür İnsan eli sıkı ve cimri, rahatına düşkün, kendine güveni olan, şımarık ve kibirlidir Minnet duygusundan tamamen uzak olan insan, bağımsızlık dürtüsünün etkisiyle kendisini Tanrı yerine koyabilmektedir Çeşitli ayetlerde belirtildiğine göre, insan aldanıcı, taklitçi, unutkan, bilgisizce tartışan, karamsar ve ümitsizlik eğilimi taşıyan bir yaratılışa sahiptir Bir izaha göre, Allah, insanı ihtilaf üzere yaratmıştır İnsana kötülüğün bildirilmesi de kendisi için bir zaaf teşkil eder



Kur’an, insanın zaafına işaret ederken, diğer bazı dinlerde yer aldığı gibi "insan doğuştan günahkardır" demez Aksine, insan doğarken kusursuz ve her türlü günahtan uzak olarak yaratılmıştır Ancak şahsiyetinin derinliklerinde, doğuştan gelen "kötüye ve iyiye yönelme" kabiliyetlerinin potansiyel olarak var olduğu anlaşılmaktadır Onun, iyiliğe ya da kötülüğe yönelmesi, fıtrat ve tabiatından ziyade, aldığı terbiye ve çevre faktörlerinin sonucudur

Kur’an, insanı bütün yönleriyle tanıtırken tedavi yollarını ve kurtuluş çarelerini de kendisine öğretmektedir Gerçekte insan, iyi ve kötü olmak üzere iki yönlü kabiliyetli olan bir varlıktır Bu iki yönden birisinin ağırlık kazanmasında ve harekete geçmesinde, insanın tabiatı, ruhsal durumu, bulunduğu ortam ve aldığı terbiye belirleyici rol oynamaktadır "Gerçekten insan tahammülsüz, hırslı, aceleci ve sabırsız yaratılmıştır Başına bir fenalık gelince feryat eder; hayır dokundu mu kıskanç ve cimri kesilir" ] ayetine göre, insanın temel yapısında, iyiliğe ve kötülüğe hızlı bir şekilde eğilim gösterebilecek yeteneğin varlığı sözkonusudur

İnsan varlıkların birçoğundan üstün kılınmıştır

Kur’an, insanın zaaflarını dile getirirken, onun tamamen aciz olduğunu ve hiçbir olumlu ve üstün yönü olmadığını söylemez Öncelikle insanın Yaratıcı'dan bir mesaj alabilmeye layık görülmesi, yani vahye muhatap kılınması, kendisine verilen üstünlüğün ve değerin bir göstergesidir


İnsanı hayvandan ayıran gösterge "tekamül" değil "bilgilenme"dir Hayvanla kıyaslandığında onun yaşayışındaki farklılığın göstergesi ise "uygarlık" değil, "kendini bilme" şuurudur İnsanın yaratılışından getirdiği bir üstünlüğü de, Ahzab Sûresi 72 ayette belirtilen "Biz emaneti, göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler, korktular Onu insan yüklendi (İnsan bu emanetin hakkını gözetemediğinden) Doğrusu o çok zalim, çok cahildir"[33:72] ayetiyle anlatılır Ayette geçen emanet, işlenmesinde sevap, terkinde ceza olan ibadet ve davranışlarla, akıl ve düşünce kabiliyetidir Kulluk ve akıl emanetine riayet edilmezse zulüm ve bilgisizliğe sapılmış olur Bu emaneti vermekle Allah, insanı teklifleriyle sorumlu tutmuş ve böylece onu imtihan etmiştir Ayetin sonunda insanın "zalim" ve "cahil" olduğuna dair tabiatındaki olumsuzluk ve zafiyet belirtilmekle birlikte, burada insanın başka bir üstünlüğü daha ortaya çıkmaktadır

İnsan, kendisinin iyiliğine ve hayrına olan şeylerin tersini bile yapabilmektedir Hem aklının gösterdiği, hem de aklının muhalefet ettiği doğrultuda davranışlar sergileyebilmektedir "İyi" ya da "kötü"yü seçmekte hürdür Seçme yeteneği, Allah'ın insana verdiği en önemli ve belirgin özelliklerdendir İnsan irade sahibi olduğu için sorumluluğu söz konusudur Özgürlük ve seçme hakkı, insanın sorumlu olma zorunluluğunu da beraberinde getirir Bundan dolayıdır ki, Kur’an'a göre insan, kendi yaşayışından sorumlu olan bir varlıktır O gün kişi, önceden yaptıklarına bakacaktır Hatta sadece kendi yaşayışından değil, Allah'ın yeryüzündeki halifesi olması sebebiyle, dünyada ilahi mesajın gereklerini yerine getirmekle de sorumludur Kur’an'a göre herkes kendi davranışından sorumludur Herkesin yaptığı iyilik kendi lehine, kötülük de kendi aleyhinedir


Kaynak:
Mehmet ŞANVER, Yard Doç Dr, UÜ İlahiyat Fak , Dini Tebliğ ve Eğitim Açısından Kur’an’da İnsan Psikolojisi ve Özellikleri, Uludağ Üniv İ Fak Cilt: 10, Sayı: 1, 2001

KURAN*I KERİM TÜRKÇE MEALİ İÇİN TIKLAYINIZ

Yasin 28 - Zümer 31- 23. CÜZ

http://www.lokmanhekimimiz.com
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
09-03-2010, 01:04 AM
Mesaj: #24
RE: KURAN-I KERİM FAZİLETİ-CÜZ-cüz SESLİ OKUNUŞU-KUR-AN SAYFASI VE MEALİ-DİNLE İNDİR-MP3
[Resim: kuran.jpg]


[Resim: 180.jpg]


KURAN-I KERİM SESLİ VE GÖRSEL OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ


24.CÜZ


[Resim: tirmizi-fezaili-kuran-20.jpg]




KURAN-I KERİM TÜRKÇE MEALİ İÇİN TIKLAYINIZ


24.CÜZ
Zümer 32 - Fussilet 46

http://www.lokmanhekimimiz.com
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
09-03-2010, 11:24 AM (Bu Mesaj 09-03-2010 11:26 AM değiştirilmiştir. Değiştiren : **OkAn**.)
Mesaj: #25
RE: KURAN-I KERİM FAZİLETİ-CÜZ-cüz SESLİ OKUNUŞU-KUR-AN SAYFASI VE MEALİ-DİNLE İNDİR-MP3
kadir gecesi nedeniyle hatmi şerifi bitirmek isteyen arkadaşların isteği doğrultusunda kalan cüzleri tek mesajla atıyorum arkadaşlar ALLAH CÜMLEMİZİN HATİMLERİNİ KABUL ETSİN İNŞALLAH...

SESLİ VE GÖRSEL KURAN OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ25.CÜZ


SESLİ VE GÖRSEL KURAN OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ26.CÜZ



SESLİ VE GÖRSEL KURAN OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ27.CÜZ



SESLİ VE GÖRSEL KURAN OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ28.CÜZ


SESLİ VE GÖRSEL KURAN OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ29.CÜZ



SESLİ VE GÖRSEL KURAN OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ30.CÜZ


[Resim: ayirac.gif&t=1][Resim: ayirac.gif&t=1]




KURAN- KERİM TÜRKÇE MEALİ İÇİN TIKLAYINIZ


[b]Kuran-ı Kerim Cüz 25 Fussilet 47 - Casiye 32[/b]



KURAN- KERİM TÜRKÇE MEALİ İÇİN TIKLAYINIZ



[b]Kuran-ı Kerim Cüz 26 Casiye 33 - Zariyat 30[/b]


[b]
KURAN- KERİM TÜRKÇE MEALİ İÇİN TIKLAYINIZ
[/b]


[b]Kuran-ı Kerim Cüz 27 Zariyat 31 - Hadid 29[/b]


[size=medium][b]KURAN- KERİM TÜRKÇE MEALİ İÇİN TIKLAYINIZ[/b][/size]



Kuran-ı Kerim Cüz 28 Mücadele 1 - Tahrim 12




KURAN- KERİM TÜRKÇE MEALİ İÇİN TIKLAYINIZ


Kuran-ı Kerim Cüz 29 Mülk 1 - Mürselat 50



[b]KURAN-I KERİM TÜRKÇE MEALİ İÇİN TIKLAYINIZ[/b]


Cüz 30 Nebe 1 - Nas 6
[

http://www.lokmanhekimimiz.com
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla

 

09-03-2010, 11:37 AM (Bu Mesaj 09-03-2010 11:43 AM değiştirilmiştir. Değiştiren : **OkAn**.)
Mesaj: #26
HATİM DUASI
[Resim: kuranvegul.jpg]




[Resim: dua125qd.jpg]



Duâ, istemek demektir. Aç bir kimsenin, iştihâlı olduğu bir zamanda yiyecek istemesi gibidir.
Duâ, Allahü teâlâya yalvararak murâdını istemektir. Allahü teâlâ, duâ eden Müslümanı çok sever. Duâ etmeyene gadap eder.
Duâ mü'minin silâhıdır. Dînin temel direklerinden biridir. Hadis-i şerifte, “Duâ müminin silahı, dinin de direğidir.” buyuruldu.
Duâ, gelmiş olan dertleri, belâları giderir. Gelmemiş olanların da gelmelerine mâni olur.Çünkü, Peygamberimiz, “Duâ belâyı önler.” buyurmuştur.

Duâ etmek, namaz, oruç gibi ibâdettir.

Allahü teâlâ, herşeyi sebep ile yaratmakta, ni'metlerini sebeplerin arkasından göndermektedir. Zararları, dertleri def' için ve faydalı şeyleri vermek için de, duâ etmeği sebep yapmıştır.


[Resim: 1504938703_4018ebe3d3.jpg]


Allah'ü Teala insan oğlunun aklına ve hayaline gelmiyecek canlı ve cansızlar yaratmakla em kendisinin güclü hemde cok usta bir yaratıcı olduğunu ispat ediyor. Ve sanatı karşısında tüm insanlığa meydan okuyarak: (Rahman'ın yaratışında içbir düzensizlik göremezsin diyor..(Mülk/3) Haydi hep beraber Alla'ın yaratışında bir düzensizlik bir başıboşluluk bir ahenksizlik bulmaya calışalım bakalım bulabilecekmiyiz? Bakalım -Havada uçan şu kartala bakalım belki gözden kaçan bir defo bilabiliriz. Sanki bir ses -Allah (c.c)yırtıcılık sanatını havadaki kartal üzerinde siz insanlara göstermek istiyor diyor. Gelen bu ses'e hak veriyorum.Çünkü usta bir ressama bakarak sanatını göremeyiz. Ya da aşçının göbekli bir yakışıklı olması onun ustalığını göstermez. Peki sanatını nasıl ispat eder? Boş bir kağıt ve boyalı kalemler veririz iddia sahibine o da sanatını beyaz bir kağıt üzeride bizlere gösterir.Ne yapar? Koyu tonlar kullanır: içimizi bukar... Açık tonlar kulanır... içimizi açar... Aşcı da hakeza.. Bizler de Allah'ın yırtıçılık sanatın da en ufak bir ahenk bozukluğunu görebilmek için kartalı inceleyelim. Kartalın gagasına, gözlerine pencelerine kanadına ve avlanma şekline bakıyoruz ve heryerinden yırtıcılık koktuğunu görürüz değilmi.Kartalın sesini işitiyoruz: Belgesellerde sarp kayalıklardaki ses yankılarını dinlemişinizdir yırtıcılık kokuyor. -En ufak bir ahenksizlik gördük mü? Yani Omuhteşem gaga . Pençe ve kanatlı kartala cik cik sesi uygun olurmuydu? yada kavak ağcında yuva yapması!

Bitkiler alemindeki aynı toprağı aynı suyu aynı hava ve güneşi paylaşan Limon şeker pancarı . biber ve sarmsak'ı masaya yatıralım.

*Limonu kesip tadına bakıyoruz ekşi...

*Pancarı soyup tadına bakıyoruz tatlı...

*Biberin tadına bakıyoruz acı..

*sarımsağı soyuyoruz Müthişbir koku..

Limonu tadarken ağzına pancar tadı geldimi? Şeker pancarını koklarken burnuna sarımsak kokusu ya da gül kokusu geldimi? Bu alemde ne düzensizlik görmedik. Şimdi de cansızlar dünyasına bir göz atalım. Gök yüzüne baklım hadi kaldırın gözlerinizi ve bakın gökyüzüne .. en ufacık bir gözden kacma.yırtık .yama .defo ya da bir ahenksizlik görebilirmisiniz? diyor. İşte görüyoruz Allah'ın sanatı karşısın en ufacık bir düzensizlik olmadığını görebiliriz yani dal kırılması dal kırılınca naıl bir ses ortaya cıkar Şangır ve hırç işte dünyanın neresinde olursak olalım hiçbir zaman ağaç dalının şangır sesini cıkarmadığını duyar ve görürüz..bize bu nihmetleri veren bize bu dünyayı emrimizi sunan ve dağa niçe şeyleri biz istemeden yaratan Allah'a kul olunmaz da kime olunur.


[Resim: gorsel_dua1.jpg]


Beni bu kadar nimetlere boğan dünya ve içindekinleri hizmetime sunan Rabbim benden teşekkür (şükretmeni) bekler. Allah Senden ne İstiyor? (O) İstediğiniz şeylerin hepsinden size verdi. Eğer Allah'ın nimetini Saymaya kalkarsanız Onu sayamazsınız.Gercekten İnsan çok zalim ve nankördür"(Sebe/14) O halde beni (ibadet ve İtaatle) Anın Ki bende sizi (Svap ve mafiretle) anayım bana şükredin (itaatsizlikle) bana Nankörlük etmeyin (Bakara/152) Allah (c.c) sana vermiş olduğu nimetler karşısında senden teşekkür (Şükretmeni) bekler. Zannedersem yukarıdaki başlığa katılıyorsun .İşte tüm bu nimetlerin sahibi kendisine teşekkür etmeyenleri nankörlükle suçluyor sucalamakla haklı değilmi sence? Düşünsene bi size misafirliğe gelmişim: çay ikram ediyorum teşekkür etmiyorum... Yemek ikram ediyorsun:teşekkür etmiyorum... Yemekten sonra meyve meyve getirmek ister misin? Vallahi beni nankörlükle suclayıp: İkram etmek zorundamıyım? insan en azından bir teşekkür ederim der fazla birşey beklemiyorum ki dersin. Allah (c.c) da Teşekkür etmeyenleri Şükretmeyenleri nankörlükle suçluyor ve suclamakta da haklı... Unutmadan hatırlatayım ki Allah'ın bizim şükürlerimize ve ibadetlerimize hiç ihtiyacı yok.yani şükretmekle ne ona bir zarar verebiliriz nede değerini düşürürüz .Okuyalım: (kim Allah'ın nimetlerine şükrederse ancak kendi faydası için şükretmiş olur Kim de isyan ve itaatsizlikte nankörlük ederse şüphesiz Allah ganidir çok zengindir ve hiçbir şeye muhtaç değildir hem de övülmeye layik olandır(Lokman/12)

Şunu demek İstiyorum : Allah'a karşı yapılacak en güzel Teşekkür (şükür/İbadet) O nun dediği şekilde olmalı... O ne diyorsa o olmalı..Allah'ü Teala senden dört farklı kanaldan teşekkür(şükretmeni) bekler.

*Vermiş olduğu nimetlere Karşı şükür/Teşekür.

*Sanatı Karşısında dil ile zikir övgü..

*Allah'ın sanatı Karşısında duruşumuz Kulluğumuz..

*Birde Cennetteki Derecemizi arttırmak için Allah'a karşı kulluk Vazifemiz.





KURAN-I KERİM HATİM DUASINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ



[Resim: 15z4dow.jpg]



[Resim: cennetkusu86_fatiha.gif]



[Resim: cennetkusu86_fatiha2.gif]

http://www.lokmanhekimimiz.com
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
08-01-2011, 02:03 PM
Mesaj: #27
RE: KURAN-I KERİM FAZİLETİ-CÜZ-cüz SESLİ OKUNUŞU-KUR-AN SAYFASI VE MEALİ-DİNLE İNDİR-MP3
güncelleme

http://www.lokmanhekimimiz.com
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
02-29-2012, 12:20 PM (Bu Mesaj 03-01-2012 02:53 AM değiştirilmiştir. Değiştiren : **OkAn**.)
Mesaj: #28
sesli kuran meali
42 dilde kuran meali online dinlene bilir bir cok türkçe tercüme ve seslendirmesiyle
adresinden alabilirsiniz.arnavutca amerikce arapca azerice bahasa indonesia bangala bengali berberce
tamazgitce boşnakca cince ingilizce filipince fransızca almanca gujareti hintce kannada dili korece
kürtçe malayalam maranoa marthi peştunca persce portekizce rusca somalice ispanyolca kisvahili tagalog
tamilce telagu türkçe urduca uygurca özbekce ve daha bir cok dilde sesli kuran tercümesi indire bilir
dinleye bilir. veya bilgisayarınıza program olarak yükleyebilir. hatta sitenize ekleye bilirsiniz.
sadece arapca isteyenler için 150 değişik hafızdan sesli kuran için
sitesini ziyaret edebilirsiniz.site adresi vermek yasaktırrrrr

fatosbudak, forumumuza Feb 2012 tarihinde kayıt olmuştur.
İmzanızı buradan düzenleyebilirsiniz.
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
08-10-2012, 01:06 AM (Bu Mesaj 08-10-2012 01:07 AM değiştirilmiştir. Değiştiren : Selena.)
Mesaj: #29
RE: KURAN-I KERİM FAZİLETİ-CÜZ-cüz SESLİ OKUNUŞU-KUR-AN SAYFASI VE MEALİ-DİNLE İNDİR-MP3
çok güzel bir çalışma olmuş Okan Bey,emeğinize sağlık,ne mutlu ki mesaj 43 bin kişi tarafındanda görüntülenmiş...

Selena, forumumuza Jun 2011 tarihinde kayıt olmuştur.
İmzanızı buradan düzenleyebilirsiniz.
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla

 

« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


Forum Atla:


© 2010 Lokman Hekim - Her Hakkı Saklıdır. Ürünlerimiz T.C. Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı onaylıdır. Bu ürünler ilaç değildir. Tamamen tavsiye amaçlıdır.
  Firmalar