|
Tıp Bayramını kutluyoruz.KUTATGUBİLİK’den Yusuf Has Hacip'e Türk Tıbbı
|
|
03-14-2011, 04:53 PM
(Bu Mesaj 03-14-2011 04:57 PM değiştirilmiştir. Değiştiren : yagmur_damlasi.)
Mesaj: #1
|
|||
|
|||
Tıp Bayramını kutluyoruz.KUTATGUBİLİK’den Yusuf Has Hacip'e Türk Tıbbı
![]() Tıbhane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire” adlı tıp okulunun açılış tarihi olan 14 Mart 1827, ülkemizde modern tıp eğitiminin başlangıcı olarak kabul ediliyor. 14 Mart 2005 — Tıp Bayramı, ilk kez, 1. Dünya savaşı sonunda, İstanbul’un işgal edildiği günlerde, yabancı işgal kuvvetlerine karşı tıp öğrencilerinin bir tepkisi olarak 1919 yılında kutlandı. Günümüze kadar gelen bu 14 Mart kutlamaları, artık içinde bulunduğu haftayı da kapsayacak şekilde, “Sağlık Haftası” olarak kutlanıyor. Tıbbın ilk insanla birlikte başladığı söylense de, genelde kabul görmüş olan ilk tıp büyüğü Aesculapius’dur. Kendisinden ilk kez İlyada’da Homeros bahsetmiştir: “Çağır Asklepios oğlunu, kusursuz hekimi” demektedir. Önce Zeus’un gazabıyla yıldırım çarpmasıyla öldürülen Asklepios daha sonra yine Zeus tarafından tıp tanrısı olarak ilan edilir. Tıp amblemlerinde yer eden, temeli doğu kültürüne dayanan ve tarihi M.Ö. 3000’ lere uzanan yılan figürü de, Asklepios ve O’nun asası ile bütünleşmiştir. Hatta Asklepios sözcüğünün grekçe “Askalabos” sözcüğünden geldiği söylenir ki, bu da yılan anlamına gelir. Ve Asklepios’un şifa veren gücünü yılandan aldığı, halkın da adaklarını Asklepios’a değil de bu yılana sunduğu söylenir. Öyle ya da böyle, yılanlı asası ile Asklepios tıp tarihinin önemli dönemeçlerinden birini tutan bir sembol olarak yerini almıştır. Mitolojiden öte, yaşadığı kesin olarak bilinen ve hizmetleri sonucu tıbbın babası olarak kabul gören ise Hippocrates olmuştur. M.Ö. 460–450 yılları arasında Kos adasında doğan ve babası da doktor olan Hipokrat’ın tıbba katkıları ve getirdiği felsefe dünya tıp çevrelerince hâlâ kabul görür ve bu sebeple birçok ülkede hekimler mezun olurken “Hipokrat Andı” adı altında meslek yemini ederler. Kişiler Değil De Olaylar Yön Vermiş Ülkemiz tarihine baktığımızda, bütün dünyanın kabul ettiği ve bu kadar eskilere dayanan tıp büyüklerimizin olmadığını görmekteyiz. Türk Doktorunun Bayramı’nda yer eden kişiler değil de olaylar olmuştur. Osmanlı tıbbı 15. ve 16. yüzyıllara kadar İslam tıbbının etkisi altında kalmış. Bu sırada batıda 14. yüzyılda İtalya’da başlayan Rönesans 15. ve 16. yüzyıllarda bütün Avrupa’ya yayılmış. Tıp alanında da birçok buluş ve ilerlemeler kaydedilmiş. Osmanlı’da ise 17. yüzyıldan itibaren her sahada ortaya çıkan bozulmalar tıp eğitiminde de kendini göstermiş ve tıp medreseleri eskisi kadar yeni bilgilerle donatılmış hekimler yetiştiremez olmuş. Ayrıca batıda yazılan Latince, İtalyanca, Almanca tıp kitaplarını hekimler takip edememişler, dil bilen sayısının az olması, matbaanın Osmanlı’ya geç giriş ve kitap basmanın 1729’da başlamasından dolayı kitaplar tercüme edilmemiş ve yeterince basılamamış. Az sayıda bazı Osmanlı hekimleri ve bilim adamları kendi çabaları ile dil öğrenerek bu yenilikleri takip etmişler ve bu bilgileri de katarak kendi kitaplarını yazmışlar. Ama bu bilgileri yine de hekim adaylarına yeterince iletememiş.19. yüzyıla geldiğinde durum tıp eğitimi açısından pek iç açıcı değilmiş. Tıp medreseleri eski parlak dönemlerini kaybetmiş, hatta bazıları kapanmış. Bu arada ortalığı azınlıklardan ve Avrupa’dan gelen, yabancı hekimler sarmış. Mütabbib (tabip olmayan sahte hekim) hekimler serbest hekimlik yaparak, orduda da görev alarak birçok insanın ölümüne sebep olmuşlar. Bunların önlenmesi için birçok ferman çıkarılmışsa da engel olunamamış. Çünkü yeterli tıp eğitimi verilmediği gibi yeterli sayıda hekim yetiştirilemiyormuş. İtalyanca ve Fransızca bilen az sayıda hekim gelişmeleri takip ederek çevresinde yararlı olmaya çalışmışlar. Bunlardan Şanizade Mehmet Ataullah (1771–1826), Mustafa Behçet Efendi (1774–1834) gibi büyük hekimler bu durumdan çok rahatsız olmuşlar ve yeni tıbbın tıp eğitimine girmesini savunmuşlar.III. Selim zamanında yeni tıp eğitimi veren, bir Tıphane açılması düşünülmüş. Teşrih (anatomi) yasağından dolayı ulemadan çekinen III. Selim buna cesaret edememiş, Rumlara tıp fakültesi kurmaları için izin vermiş. (1805). O dönemin hekimbaşısı 21 yaşında ilk hekimbaşılığını yapan Mustafa Behçet Efendi’ymiş. Bu dönemde de yeni tıp eğitimi veren bir Tıphane kurulması için çaba sarf etmiş, ama amacına ulaşamamış. Nitekim Mustafa Behçet Efendi, II. Mahmut zamanındaki hekimbaşılığı sırasında (53 yaşında) tıp eğitiminin düzeltilmesi için yeniden büyük bir çaba içine girmiş ve 1827 yılında bu amacına ulaşmış.Sultan II. Mahmut 1826 yılında uzun zamandır uğraştığı bir meseleyi halletmiş. Düzeni tamamen bozulmuş olan yeniçeri Ordusu’nu ortadan kaldırıp (17 Haziran 1826) yeni bir ordu kurmuş (Askair-i Mansure-i Muhammediye). Bu yeni orduya bir hekim ve cerrah yetiştirilmesi gerekiyormuş. Bunu fırsat bilen hekimbaşı Mustafa Behçet Efendi 26 Aralık 1826’da II. Mahmut’a, arada da üç dilekçe vererek, yeni tıp okulunun kurulmasının amacını, bu okulun nasıl ve nerede kurulacağı konusunda teklifini yapmış ve Padişah da onaylamış. 14 MART 1827’ De Tıp Okulu Açıldı Bizde tıp bayramının ne zaman kutlanacağı, ya da hangi tarihle ilişkilendirilmesi gerektiği sorusu ancak yakın tarihimizde cevap bulabilmiş. Sultan II. Mahmut’un yenilikçi hareketleri sonucu, hekimbaşı Mustafa Behçet Efendi’nin de katkılarıyla batılı anlamda ilk tıp mektebi olan, Tıphane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire 14 Mart 1827 Çarşamba günü Şehzadebaşı’ndaki Tulumbacıbaşı Konağı’nda kurulmuş. Bu şekilde, tıp tarihimizde 14 Mart yerini almış. Aynı bina içinde Tıphane ve Cerrahhane eğitimlerini ayrı ayrı yapıyormuş. Tıp eğitimi o yıllar batıda olduğu gibi dört yılmış, son sınıfta hocalar tarafından usta ve yetenekli olanlar tesbit edilerek sınava alını ve başarılı olanlar askeri hastanelere veya ordunun tabur alaylarına muavin tabip unvanı ile tayin ediliyorlarmış. Orada bir hekimin gözetiminde birkaç sene çalışıp deneyim kazandıktan sonra da serbest hekim oluyorlarmış. Tıphane-i Amire 1827’den 1836’ya kadar Şehzadebaşı’ndaki Tulumbacıbaşı Konağında gündüz eğitimi yapıyormuş. 1836 yılında Sarayburnu’ndaki Askeri Kışla’ya (Otlukçu Kışlası’na) taşınmış. Ayrı binada eğitim gören Cerrahhane de burada tıp eğitimi ile birleşip, eğitim yatılı hale getirilmiş. Bu binanın yetersiz hale gelmesi ile Galatasaray’daki Enderun ağaları okulu tekrar elden geçirilip duzenlenmiş ve Tıbbiye 1839’da Galatasaray’ya taşınmış. Bu okula Mekteb-i Tıbbiye-i Adliye-i Şahane adı verilmiş. Bu okulun 17 Şubat 1839’da açılışı Sultan II. Mahmut tarafından yapılmış ve eğitiminde yeni düzenlemeler getirilmiş. Eğitim dili Fransızca olmuş ve öğrenci alınmaya başlanmış. Eğitim dilinin Fransızca olması zamanla hekim sayısında azalmaya yol açmış. Nitekim 1867 yılında Türkçe tıp eğitimi yapan Mekteb-i Tıbbiye-i Mülkiye (Sivil Tıp Mektebi) açılmış. 1870 yılında da askeri tıp okulunda dersler Türkçeleşmiş. 1878 yılında şimdiki Sirkeci Tren İstasyonu yanındaki Demirkapı Askeri Kışlası’na taşınmış. 1894 yılında Sultan II. Abdülhamit’in emriyle Haydarpaşa’daki Tıbbiye Binası inşa edilmeye başlanmış. Bu görkemli binaya 6 Kasım 1903’te taşınılmış. Önce Askeri Tıbbiye sonra, Sivil Tıbbiye taşınmış ve 1909 yılında iki mektep birleştirerek Darülfünun Tıp Fakültesi olmuş. Yüce önder Atatürk: Beni Türk hekimlerine emanet ediniz! İlk Kutlama 1919’ Da İlk tıp bayramı 14 Mart 1919’da, işgal altındaki İstanbul’da, tıp öğrencileri tarafından kutlanmış. Tepkilerini bu şekilde dile getirmeye çalışan öğrencilerin bu törenine Dr.Fevzi Paşa, Dr.Besim Ömer Paşa, Dr.Akil Muhtar (Özden) gibi dönemin ünlü hocaları da katılmış. 1933’de “Mekteb-i Tıbbiye-i Adliye-i Şahane” İstanbul Üniversitesi’ne dâhil olmuş. Peşinden de 1945’te Ankara Tıp Fakültesi, 1954’te Ege Tıp Fakültesi kurulmuş. Derken bugünlere gelinmiş… Atatürk: Beni Türk hekimlerine emanet ediniz! Etkin ve kaliteli bir sağlık sistemi, İyi ve nitelikli sağlık hizmeti Sağlık Personllerinin haklarını korumak ve onların hakları için mücalede verilebiliyorsa gerçekleşebilir. Sağlık personelimizin çalışma koşulları ve özlük haklarının iyileştirilmesi, onlara mesleklerinin saygınlığına yakışan, rahat çalışabilecekleri ortam ve şartlar sunulması gerekmektedir. Sağlık personelleri olarak gece gündüz her yerde, her koşulda büyük özveriyle, heyecanla görev yapan, kendisini "insana hizmet" ilkesine adamış sağlık personelinin bütün çabası hastalanan bütün insanları en hızlı şekilde sağlığına kavuşturmak, aynı zamanda sağlıklı olan insanların da sağlığını korumaktır. Fedakarca çalışan Sağlık Camiasımızın Sağlık çalışanlarının Tıp Bayramını Kutluyoruz. Medi Haber 14 MART 1827’DE TIP OKULU AÇILDI Çınar Tıp Merkezi 14 Mart Tıp Bayramı KutlamasıBizde tıp bayramının ne zaman kutlanacağı, ya da hangi tarihle ilişkilendirilmesi gerektiği sorusu ancak yakın tarihimizde cevap bulabilmiş. Sultan II. Mahmut’un yenilikçi hareketleri sonucu, hekimbaşı Mustafa Behçet Efendi’nin de katkılarıyla batılı anlamda ilk tıp mektebi olan, Tıphane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire 14 Mart 1827 Çarşamba günü Şehzadebaşı’ndaki Tulumbacıbaşı Konağı’nda kurulmuş. Bu şekilde, tıp tarihimizde 14 Mart yerini almış. Aynı bina içinde Tıphane ve Cerrahhane eğitimlerini ayrı ayrı yapıyormuş. Tıp eğitimi o yıllar batıda olduğu gibi dört yılmış, son sınıfta hocalar tarafından usta ve yetenekli olanlar tesbit edilerek sınava alınır ve başarılı olanlar askeri hastanelere veya ordunun tabur alaylarına muavin tabip unvanı ile tayin ediliyorlarmış. Orada bir hekimin gözetiminde birkaç sene çalışıp deneyim kazandıktan sonra da serbest hekim oluyorlarmış. Tıphane-i Amire 1827’den 1836’ya kadar Şehzadebaşı’ndaki Tulumbacıbaşı Konağında gündüz eğitimi yapıyormuş. 1836 yılında Sarayburnu’ndaki Askeri Kışla’ya (Otlukçu Kışlası’na) taşınmış. Ayrı binada eğitim gören Cerrahhane de burada tıp eğitimi ile birleşip, eğitim yatılı hale getirilmiş. Bu binanın yetersiz hale gelmesi ile Galatasaray’daki Enderun ağaları okulu tekrar elden geçirilip duzenlenmiş ve Tıbbiye 1839’da Galatasaray’ya taşınmış. Bu okula Mekteb-i Tıbbiye-i Adliye-i Şahane adı verilmiş. Bu okulun 17 Şubat 1839’da açılışı Sultan II. Mahmut tarafından yapılmış ve eğitiminde yeni düzenlemeler getirilmiş. Eğitim dili Fransızca olmuş ve öğrenci alınmaya başlanmış. Eğitim dilinin Fransızca olması zamanla hekim sayısında azalmaya yol açmış. Nitekim 1867 yılında Türkçe tıp eğitimi yapan Mekteb-i Tıbbiye-i Mülkiye (Sivil Tıp Mektebi) açılmış. 1870 yılında da askeri tıp okulunda dersler Türkçeleşmiş. 1878 yılında şimdiki Sirkeci Tren İstasyonu yanındaki Demirkapı Askeri Kışlası’na taşınmış. 1894 yılında Sultan II. Abdülhamit’in emriyle Haydarpaşa’daki Tıbbiye Binası inşa edilmeye başlanmış. Bu görkemli binaya 6 Kasım 1903’te taşınılmış. Önce Askeri Tıbbiye sonra, Sivil Tıbbiye taşınmış ve 1909 yılında iki mektep birleştirerek Darülfünun Tıp Fakültesi olmuş. İLK KUTLAMA 1919’DA İlk tıp bayramı 14 Mart 1919’da, işgal altındaki İstanbul’da, tıp öğrencileri tarafından işgale karşı direniş adıyla kutlanmış. Tepkilerini bu şekilde dile getirmeye çalışan öğrencilerin bu törenine Dr.Fevzi Paşa, Dr.Besim Ömer Paşa, Dr.Akil Muhtar (Özden) gibi dönemin ünlü hocaları da katılmış. Çınar Tıp Merkezi 14 Mart Tıp Bayramı KutlamasıÇanakkale şehitlerini andığımız bu ay da, 1915 Çanakkale Harbi'ne katılan kahraman Türk gençleri arasında tıbbiyelilerin de olduğunu unutmamalıyız. Çoğu gönüllülerden oluşan 2. Tümenle Çanakkale' ye gidenlerden geri dönebilen yok gibiydi. Tibbiyelilerin tamamının gönüllü olması vede hepsinin şehit olması nedeniyle tibbiyeden 1921 de mezun verilememiştir. Tüm şehitlerimizi saygıyla anıyoruz 1919 yılında tıbbiyelilerin yurt savunmasındaki hassasiyetini gösteren bu önemli hareket, daha sonraki yıllarda Türk bilim adamlarının tıp bilimine yaptıkları katkıların teşvik edildiği, buluşların ödüllendirildiği, hizmet sorunlarının tartışıldığı bir gün olarak her yıl 14 Mart'ta düzenli bir şekilde 1976 dan bu yana kutlanmaya devam edilmiştir. Sonuçta; bir yurt savunma hareketi ile başlayan 14 Mart Tıp Bayramı kutlamaları; temel özü fedakarlık olan tıp mesleği çalışanları tarafından sahip çıkılması gereken en önemli bir gündür. Doktor, içinde yaşadığı toplumun sorunlarını izlemek, incelemek ve bilimsel bakış açısı ile sorumluluk içerisinde kendi görüşlerini oluşturmak durumundadır. Doktor, toplumda hoşgörülü, alçak gönüllü, kendini denetleyebilen, sabırlı ve paylaşımcı yapısı ile sevilen bir kişi olmak zorundadır. Kendisine karşı yapılan bütün eleştirilerden ders çıkaran ve bildikleri ile gururlanan değil, bilmedikleri ile kendisini eleştirebilen kişidir. Hekim, hastaların ihtiyaçlarına öncelik verme ve bu önceliğin ticari, sosyal ve idari baskılarla zedelenmesine izin vermeme noktalarında, çok hassas olmalıdır. Ayrıca hastaların kendi kararlarını vermelerine imkan tanıma ve bunu sağlamak için dürüst ve açıklayıcı olmalıdır. Hekim bütün hastalıklara devadır. Bu adam sana lazımdır. Hekimi kendine yakın tut, Onun hakkını koru, Luzumlu bir adamdır. KUTATGUBİLİK’den Yusuf Has Hacip. 14 Mart Tıp Bayramınızı kutluyor, önümüzdeki yıllarda ülkemiz insanının daha iyi şartllarda sağlık hizmetine ulaşması dileğiyle, saygılarımı sunuyorum. Fatsa Çınar Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Op. Dr. Nejat Kırıcı'nın konuşmasının ardından plaket törenine geçildi. İlk olarak, başarılı hizmetlerinden dolayı Uzm. Dr. Murat Hüseyin İnceoğlu'na, Çınar A.Ş. Yönetim Kurulu üyesi Op. Dr. Mehmet Rahmi Yerebasmaz tarafından plaketi takdim edildi. Ardından Op. Dr. Dilek Ak'a başarılı çalışmalarından Çınar A.Ş. Yönetim Kurulu üyesi Dr. Mehmet Şaşmaztürk tarafından plaketi takdim edildi. 30 yıllık meslek hayatındaki başarılı hizmetlerinden dolayı Op. Dr. Mehmet Rahmi Yerebasmaz'a, Çınar A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Nejat Kırıcı tarafından plaketi takdim edildi. Op. Dr. Mehmet Rahmi Yerebasmaz plaketini aldıktan sonra yaptığı kısa konuşmada "Meslek hayatımda acısıyla tatlısıyla 30 yılımı doldurdum. Bütün doktorların da benim gibi 30 yıl boyunca layıkıyla görev yapmalarını Cenab-ı Allah'tan niyaz ediyorum" dedi. Fahri Tanrıkulu'na Fatsa Ticaret ve Sanayi Odası'ndaki başarılı çalışmalarından ötürü Fatsa Cumhuriyet Başsavcısı Ahmet Çiçekli tarafından plaketi takdim edildi. Fahri Tanrıkulu yapmış olduğu teşekkür konuşmasında; "Görevi bıraktıktan sonra plaket almak çok daha anlamlı. Hastanenizin değerli yöneticilerine ve doktorlarına ayrı ayrı teşekkür ediyorum. İlçemizin ilk özel hastanesi olarak Fatsa'ya çok büyük hizmetler yaptınız ve yapmaya devam ediyorsunuz. Yeni hastanenizin de hizmete girmesiyle çok daha başarılı çok daha başarılı işlere imza atacağınıza inanıyorum. Bu vesileyle sizlerin şahsında tüm sağlık camiasının 14 Mart Tıp Bayramı'nı kutluyorum." dedi. Sağlık alanındaki başarılı hizmetlerinden dolayı Fatsa Kaymakamı M. Selman Yurader'e Çınar A.Ş. yönetim kurulu başkanı Nejat Kırıcı tarafından plaketi takdim edildi. Kaymakam Yurdaer yaptığı konuşmada "Nejat Bey'e ve Fatsa Çınar Hastanesi'ne çok teşekkür ediyorum. Tüm sağlık camiasının 14 MArt Tıp bayramını kutluyorum ve bu vesileyle burada bulunmaktan ötürü son derece mutluyum. Fatsa Çınar Hastanesi kurulduğu gündne bu yana son derece başarılı bir şekilde çalışmalarına devam ediyor. Kısa bir süre içerisinde de yeni hastane inşaatı da bitmiş olacak ve yeni hastanede çok daha başarılı çalışmalarının süreceğine inanıyorum. Ben tekrar bütün sağlık camiasının 14 Mart Tıp Bayramı'nı gönülden kutluyorum." dedi. Plaketlerin verilmesinin ardından gerçekleştirilen koktey ile tören sona erdi. yagmur_damlasi, forumumuza Jun 2010 tarihinde kayıt olmuştur. İmzanızı buradan düzenleyebilirsiniz. |
|||
|
|
| Benzeyen Konular | |||||
| Konu: | Yazar | Cevaplar: | Görüntüleyenler: | Son Mesaj | |
| 19 Mayıs ATATÜRK'Ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı Tüm Türk Gençlerine Kutlu Olsun | **OkAn** | 0 | 39 |
05-18-2012 09:46 PM Son Mesaj: **OkAn** |
|
| 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramını Kutluyoruz | **OkAn** | 0 | 284 |
05-19-2010 01:35 PM Son Mesaj: **OkAn** |
|
| Tüm Annelerimizin,Anneler Gününü Kutluyoruz.. | **OkAn** | 0 | 247 |
05-07-2010 01:52 PM Son Mesaj: **OkAn** |
|






![[Resim: tip.jpg]](http://www.kutluolsun.com/wp-content/tip.jpg)






