Alenmak Achronim Leke Açıcı Gece Kremi


Zayıflığın sırrı bunlarda gizli

03 Kasım 2010 |
Kategori Şifa Tavsiyeleri

Reader’s Digest dergisi 11 maddede ‘Nasıl kolay zayıflarım?’ sorusuna cevap verdi.

1. Formunuzu kaybetmemeniz için egzersizlerinizin arasını açmayın. Her 5 dakikalık yürüyüş için 1 dakika koşun, bisiklete bindiğinizde her 5 dakika bir vitesi yükseltin ve pedalları ağırlaştırın. Yüzüyorsanız, her seferinde daha hızlı yüzmeye çalışın. Bu şekilde, aynı süre içinde daha fazla kalori yakarsınız.

2. Yerinizde durmayın. Parmaklarını şıklatan ya da hoplayan insanların günde en az 500 kalori yaktıkları biliniyor. Bu sayede bile haftada 450 gram verebilirsiniz.

3. Yanınızda stres topu bulundurun ve gün boyunca topu sık sık bunu kullanın. Bu günün herhangi bir saatinde yapabileceğiniz egzersizden biridir. El kaslarınızı güçlendirirken, kalori yakabilirsiniz.

4. Kendinizi aç bırakmayın. Çok fazla kalori vermek geri tepebilir. Sık sık yiyerek metabolizmanızın yavaşlamasına izin vermeyin.

5. Metabolizmanızı canlandırmak için gün boyunca en az 2 bardak su içmelisiniz. Bu, ayrıca daha fazla kalori yakmanıza yardımcı olur. Araştırmacılar, yıl boyunca su tüketiminizi günde 1,5 litreye çıkarırsanız fazladan 17 bin 400 kalori yakabileceğinizi tahmin ediyorlar. Bu da ortalama 2,25 kilo vermek anlamına geliyor.

6. Acı biber tüketimini artırın. Bazı araştırmalar, çok baharatlı gıdaların metabolizmanızı geçici olarak hızlandırdığını gösteriyor. Marketlerde ve aktarlarda, çok farklı çeşitlerde biber bulabilirsiniz bunları yemeklerinize ekleyebilirisiniz.

7. Dışarıda egzersiz yapın. Belki temiz hava, belki de güneş ışığı açık havada yapılan egzersiz, metabolizmanızı spor salonunda yapılandan daha fazla hızlandırıyor.

8. Gün boyunca 3 ana öğün yerine 5 kez azar azar yemek yiyin. Birkaç saatte bir yemek yiyerek, metabolizmanızı canlı tutun ve böylece yemek arasında yavaşlamadığından emin olursunuz. Bir öğününüz bir kase çorba kadar küçük olabilir.

9. Gün boyunca birkaç fincan kahve için. Çalışmalar, kahvenin içindeki kafeinin vücudunuzun kalori yakma oranını artırdığını gösteriyor.

10. Bol bol yürüyüş yapın. Bu stratejilerle yürürken aynı sürede daha fazla kalori yakabilirsiniz. Yürürken ellerinizi sallandırın. Böylece, yüzde 5 -10 daha fazla kalori yakarsınız. Ağır bir yelek giyerek de daha fazla kalori yakarsınız. Yol yerine çimde, kumda veya çakıllı yolda yürüyün. Böylece daha fazla kas gücü ve kalori harcarsınız. Deniz, göl ya da nehir kenarında ayaklarınız suyun içinde yürüyün. Bu şekilde de daha fazla kalori harcarsınız.

11. Beslenmenizdeki protein oranını artırın. Önerilen protein miktarını artırırsanız kilo verirken sarf ettiğiniz enerji miktarı aynı kalacaktır. Normalde, kilo verirken vücudunuz ayarlanır ve dinlenirken daha az kalori yakarsınız.

Kadınımız

03 Kasım 2010 |
Kategori Kültür-Sanat

Ne acıdır ki, Türkiye’deki kadınlarımızın ekonomik fırsatları kullanma, siyasete katılma, eğitime erişim, sağlık ve toplumsal eşitlik konularında dünyanın 50 gelişmiş ülke arasında yeri bile yok. Ekonomik bakımdan iyimser havaya karşın, kadınlarımızın milli gelirden aldıkları pay ise sürekli azalmakta.

Ne acıdır ki, Türkiye’deki kadınlarımızın ekonomik fırsatları kullanma, siyasete katılma, eğitime erişim, sağlık ve toplumsal eşitlik konularında dünyanın 50 gelişmiş ülke arasında yeri bile yok. Ekonomik bakımdan iyimser havaya karşın, kadınlarımızın milli gelirden aldıkları pay ise sürekli azalmakta.Oysa kadınımızın özgürleşmesi ve kendi ayakları üzerinde durabilmesi için ekonomik bakımdan güçlü olması şarttır.
Kadınımız ekonomik olarak çaresiz ama para kazanacağı bir işi, bir mesleği yok ki? Ama bazen hep söylenir ya, Türkiye’ de kadınlar milletvekili oldu, doktor oldu ve haklarına birçok ülkeden önce kavuştu gibi. Tamam, muhakkak bunun doğruluk payı var ama yetersiz.   Kuşkusuz bu sözde önemli bir gerçek var. Bunu da göz ardı edemeyiz. Bu hakların sağlanmasında ülkenin başında ATATÜRK gibi çağdaş, ileriyi gören ve kadının yerini anlayan bir kişinin payı büyüktür.
Bu nedenle bu hakların alınmasında ‘’kadınların istemi ve kararı’’ değil, devleti yöneten büyük bir insanın ‘’öyle olması gerektiğine karar vermesi’’ en büyük rolü oynamıştır. Kadınların toplumun çağdaşlaşmasında ki büyük etkilerinde de onlara verilen hakların kullanılması büyük rol oynamıştır ama yüzyıllardır sürüp giden ‘’kadın-erkek’’ ayrımının giderilmesinde yeterli yol alınamamıştır.
Bunun temel nedeni de kadınların ‘’kadınlık bilincine erişmelerindeki gecikme, böylece kendi yazgılarının değişmesi için kendi istem ve kararlarını belirleme eylemine sahip çıkmamalarıdır. Kadınları topluma katılmamış, kadınları toplum dinamiğine katılması engellenmiş ve kadınları bastırılmış hiçbir toplum demokrasiye erişememiştir. Ve en önemlisi çağdaş olamamıştır.
Kadınlarımızı özel alana hapseden, kamu alanlarından dışlayan, cinsiyet ayrımcılığına dayalı baskıcı anlayışlar medeni olamaz. Kadınlarımız büyük bir toplumsal güçtür. Bunu fark edemeyenler yanılıyor. Medeniyet, kadınlarımızın seslerini daha fazla duyurmalarının, siyasete, yönetime ve çalışma hayatına daha etkin katılmalarının önünün açılması ile sağlanmalıdır.
Kadın olarak sorunlarımız çok. Ama önemli olan önce bu sorunlarımızı anlatmak bu sayfalara ve okurlara taşımak. O zaman belki birileri biz kadınların sesini duyar, bize yardımcı olur ve bizlere yeni ufuklar açar.
Kadınlarımızın kendilerini geliştirmesi, meslek sahibi olması, bu mesleklerin en üst basamaklarına çıkması, toplumda yetki sahibi olması gibi önemli aşamalar bile bir kadının eş ve anne olması kadar toplumsal prestij sağlanamamaktadır. Şüphesiz bütün bu olan bitenleri görmezden gelmek kadınlarımızın durumunu güçlendirmekten başka bir işe yaramaz.
İyi bir anne yetiştiremeyen bir toplum, mahallede, okulda, maçta ve her yerde şiddet yanlısı evlatlar yetiştirmeye eli mahkûmdur. Bu şiddet gören çocuklar büyüyüp, aile sahibi oluyor ve kendiside şiddete alışık olduğu için çevresine aynını uyguluyor. Yani şiddet şiddeti doğuruyor. Çözüm kadınlarımızın cehaletten kurtulmasıdır.
Peki, nerede hata yapıyoruz? Ve böyle evlatlar yetiştiriyoruz. Sevgili anneler suçlu olan belki de bizleriz. Çünkü önce kendimizi cehaletten kurtarmalıyız ve eğitilmeliyiz ki yetiştirdiğimiz çocuklarımızda iyi olsunlar.
Atatürk’’ Bir milleti yok etmek istiyorsanız, kadınları cahil bırakmak yeterlidir’’ demiş. Sadece kadınlarımız değil, gençlerimizde bu durumda. Genellikle insanlarımız bu durumda. Herkes kendi kişisel dünyasında yaşama uğraşı vermek zorunda bırakılmış. Ama bunu yazgı olarak kabul etmemeliyiz. Çünkü yazgı değil bu bir kopukluktur. İnsana değer verilmemeden doğan bir kopukluk.
Kadınlarımız kendi istem ve kararlarıyla, yazgı diye kendilerine dayatılan engellere, bastırmalara ve dayatmalara karşı duruyorlar mı? Kendi istemlerini, kendi kararlarını gerçekleştirmek için harekete geçiyorlar mı? Toplumdaki herkesin bu soruya dikkat etmesi gerekir.
Türk kadını bugün hala günlük hayatlarında toplumsal yapıdan ve geleneklerden kaynaklanan sorunlar yaşıyor. Bu sorunların çözümü için yasal düzenlemeleri aşan bir şuuru hayata hakim kılmalıyız. Kadınlarımızın siyasette de daha fazla temsil edebilmelerinin sağlanması, demokrasimizi daha da güçlendirecektir.
Dünü ve bu günü bir arada yaşamaya çalışıyoruz. İç içe, neyin dünden kaldığı, neyin bu günden geldiği belli olmuyor. Kabuğumuzda çağdaşı yaşıyoruz. İçimize geleneksel sinmiş, yarını konuşurken bile dünü yaşıyoruz. İşte karşı çıkmamız gereken bu. Yazgıya bilinçle karşı çıkmalıyız, insanlığa insanla karşı çıkmalıyız, umutsuzluğa umutla, sevgisizliğe sevgiyle ve karanlıklara ışıkla çıkmalıyız.
İnsanı inan yapan başka nedir ki? Kadınlar bizim baş tacımız, eşimiz, anamız, bacımız kısaca her şeyimiz Onlara gereken saygı ve sevgiyi gösterelim.

© Kamile Tuncay

7 | 7« Önceki...34567


Lokman Hekim | SNRG | Ankara Firmalar'a kayıtlıdır.
Firmalar